Ufuk Zirve

Yakup Uykutalp’tan

Yakup Uykutalp’tan

Güzel insan Yakup Uykutalp’i rahmetle anıyoruz.

Bir nesil öncesine döndüğümüzde saygı vardı, sevgi vardı, anlayış vardı ve insanların birbiriyle münasebeti daha sağlıklıydı.
Verilen sözler yerine gelir, kelimeler güçlü, samimiyetler dimdik, ahlak sağlam temeller üzerine atılmış, daha güçlü karakterler vardı.

Saygının, Amerika ya da Avrupa’nın herhangi bir ülkesinde nasıl olduğuyla kıyaslamayacağım. Tabii ki arada uçurum bir fark, bilinen bir gerçek var.

Zaten Avrupai şartlarda insani unsurları taşıyan toplumun temeli saygıya dayanır. Bu Amerika’da da öyledir.

Dünyanın neresine giderseniz gidin bilinen gerçek, saygı olmayan bir toplumun hiçbir konuda kanaat getirmesi de mümkün değildir.

Avrupayı bırakalım, Amerika’yı da..

Saygı çerçevesine giremeyen bir toplumu düşünün. Refah düzeyi ne kadar yükselir; Ne kadar ferah bir toplum olabilir?

Sağlıklı bir toplumun sevgi tohumunu yeşertmesi, toprağa ekilen fidelerin beslenmesiyle toprak gübrelenir, sulama yapılır ve ekilen meyve ve sebze ürün vermeye başlar.

Bunları yapmıyorsak ürün alamayız.

Sevgiyle besleyemediğimiz bir gelecek ve yaşlı bir insanın, toplumu olumsuz etkileyen tutum ve davranışları saygıda kusura engel tanımıyor.

Peki saygı nerede tökezliyor?

Hatalar nasıl gerçekleşiyor?

Saygıda kimse, kimseyi rahatsız etmeden aynı muhit, aynı çevre ve aynı ortamlarda beraber olabilir, toplu ulaşım araçları, sinema, tiyatro gibi ortak alanları rahatlıkla kullanabiliriz.

Saygı olduğu zaman ben özgürüm diyebilirsiniz.

Saygı olmadığında ne olursa olsun, ne düşünürsek düşünelim özgürlük sınırlarımız kısıtlanır.

Saygıda ölçü vardır, saygı dışındaki ölçüsüzdür.

Şöyle düşünebiliriz.

Devlet seköründe ya da bir şirkette çalışalım. Belediye’de işçi sıfatında da çalışabiliriz.

İnsanların birbirine saygısı işleri götüreceği gibi, huzurlu bir ortamın bizlere sunacağı motivasyon, yaşam kalitesini artırır.

Saygısız ortamın bizlere sunduğu, ama bizlerin hazmedemeği bir gerçek vardır.

Saygısızlıkta, özgürlüğün ölçüsü yoktur.

Özgürlük olmadığı gibi, ölçüsüzlük başını alır, nereye isterse oraya doğru çeker gider.

Eğer huzurlu ve mutlu yaşamayı istiyorsak, saygıyı kusur etmemek çok büyük bir değerdir. Bir başkasına saygısı olmayan, kendisine de saygısı olamaz. Sayın Prof. Dr. Erdal Işıksal hocam ile röportajımda şöyle demişti “sevgisini kaybeden kişi, o sevgisini tekrar kazanabilir, ama saygı yitirildi mi, onu kazanmak geriye dönüşümü sağlamak çok zordur. Hatta benim ölçülerimde imkansızdır.”

Görgü kuralları her bölgede farklılık gösterdiği gibi, uluslararası boyuttada değerini gösterir.

Kimin ne yaptığı önemli değil, kimin ne düşündüğü de. Düşünceler hep bizimledir.

Zaman kavramını iyi irdelemek, geriye dönüşü olmayan bir yolculuktur.

Herkes ektiğini biçer, ama ölçüdeki sınırsızlık, muhakkak saygıdaki karşılığını alır.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

%d blogcu bunu beğendi:

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL