MANŞET

Kitap ve Gençler

Kitap ve Gençler

Öykü Odabaş Kanneci

Kitap ufkunuzu sınırlamayın. Gördüğüm pek çok genç denizde yüzdüğünü sanıyor kendini kitap raflarına bıraktıklarında; oysa bir okyanusun sığ sularında kalıyorlar o kadar…

Kitap okumak, eskiden beri kültürel seviyenin belli bir aşamasını geçmek için öngörülen tekliktir. Eğer bir insan kitap okuyorsa bilgili addedilir. Üstelik bu kişi lisanını da pek güzel konuşabilir. Peki, günümüzde bu gerçek böyle mi?

Pek çok gencin, kitap okumayı sadece roman okumak algıladığı bir dönemdeyiz. Okudukları romanların pek çoğu da popüler kültür… Instagram sayfalarında, kitap bloglarında yıllık kitap okuma listelerinin iki yüzlü sayılarla ifade edildiği bir durum yaşıyoruz.

Yılda iki yüzden fazla kitap okumanın matematiğini yapalım mı?

Bir kitap minimum iki yüz elli sayfa, maksimum beş yüz ya da altı yüz sayfa olmalı. Ortalama üç yüz elli sayfa diyelim buna. Okuma listelerini de yılda iki yüz kitapta tutalım.

Yılda iki yüz kitap okuduğunu söyleyen bir okur, ortalama olarak yılda yetmiş bin sayfa okumuştur. Yani günde yüz doksan bir – yüz doksan iki sayfa. Farklı bir hesaplamayla haftada yaklaşık üç kitaptan biraz daha fazla bitirmesi gerekiyor.

Peki bu nasıl oluyor?

Günümüzde özellikle gençler, kitap okuma adına popüler romanlara takılmış durumdalar. Üstelik bu romanların büyük çoğunluğu sade bir dille yazılmış, aynı konuya sahip, kadın erkek ilişkisi işleyen, belki içine aksiyon, belki korku, belki gizem serpiştirilmiş romanlar. Türleri ne olursa olsun, hikâyedeki matematik asla değişmiyor.

Fakat isimler, mekânlar ya da türler değişince okura bir şekilde yetiyor. Kendini bambaşka bir dünyada sanıyor ve basit bir matematiğe sahip oldukları için de okuması çok kolay oluyor; okuru zorlayacak hiçbir şey bulunmuyor.

Arada klasik okuyan (okuduğunu sanan) bir kesim de yok değil. Ancak sadece okumak adına, çevirmenini, basım evini araştırmadan pat pat alınıyor bu kitaplar. Bunlar öyle kitaplar ki, sadeleştirme adına yazarın ekolünün yitip gittiği kitaplar çoğunlukla.

Mesela Genç Werther’in Istırapları olmuş Genç Werther’in Acıları.

Acı ve ıstırap gerçekten aynı mı?

Bu yüzden birkaç tavsiyem var acizane…

Kitap, sadece popüler roman demek değildir. İlgi alanlarınıza göre araştırma kitapları mevcut. Üstelik herkes okuyabilsin diye sadeleştirilmiş dille yazılmış bu kitaplar; yani akademik anlatım yok, profesyoneller için değil…

Mesela; Dinleyicinin El Kitabı (Üner Birkan); ya da Deneyim Olarak Sanat (J. Dewey).

Bu ve benzer kitaplar da diğer kitaplar gibi raflarda duruyor aslında. Kabul etmeliyim ki kitap isimleri bazen korkutucu olabilir. Baktığınız zaman profesyoneller için yazılmış sanabiliyorsunuz. Fakat mutlaka açıklamalarını okuyup bu kitapları da denemelisiniz.

Klasikler için de mümkün mertebe sahafları seçin derim ya da kitap kalınlığını göz önünde bulundurun. Çeviriler yeni mi eski mi ona dikkat edin. Bazen eski bir baskının tekrar basımı da yapılabiliyor o sebeple tüm yeni baskılar sadeleştirilmiştir demek doğru olmaz.

Peki sadeleştirilmiş dilin ya da bu kadar popüler roman okumanın ne zararı var?

Öncelikle sadeleştirilmiş klasikler sebebiyle kelimelerin güzelliğini kaybetmemiz bir yana, kelimelerin anlamalarını da kaybediyoruz; kullanımlarının değişmesine sebep oluyoruz. Bazı tamlamalar ya da ata sözleri, duyuma bağlı yazımlara dönüyor.

Bu kadar popüler roman okumak ise başka bir şeyler okumaya vaktimizin kalmamasına sebep oluyor. Popüler romanlarda tüketim o kadar hızlı ki, pek çok kere bir okurun, bir iki kitap önce okuduğu kurgudaki ana karakterlerin bile adını hatırlamadığına çok şahit oldum. Yani kitaplar, okur üstünde kalıcı bir etki bırakmıyor. Hayatlarına bir şey katmıyor, geçici hevesler gibi kalıyor. Aynı, bir sonraki sezonu merak edilmeyen birbirinin benzeri TV programları gibi…

Oysa kitap, bir yazarın hayali ya da bir profesyonelin öğretisi olsun olmasın okunduğunda insanın üstünde unutulmayacak bir iz bırakmalı. Okunurken harcanan zamanın karşılığı olarak o insanın gelişiminde bir yeri olmalı.

Demem o ki; kitap ufkunuzu sınırlamayın. Gördüğüm pek çok genç denizde yüzdüğünü sanıyor kendini kitap raflarına bıraktıklarında; oysa bir okyanusun sığ sularında kalıyorlar o kadar…

Sevgiyle kalın…

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

%d blogcu bunu beğendi:

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL