İNSAN VE ZAMAN

admin

Canlı ve cansız her şeyin bir ömrü vardır. Mikro alemlerden makro alemlere kadar hepsinin bir başlangıcı ve de bir sonu vardır. Bir ömür denen bu zaman dilimi bazı sinek türleri için güneşin doğuşu ile batışı arasında iken bazı kelebek türleri için 24 saattir. Kırlangıçlar için 6 ay iken kargalar 20 yıl yaşayabilirler. Bir papağan türü 95 yıl yaşarken kaplumbağalar 150 yılı aşabilirler. Bilinen en uzun ömürlü hayvan ise 210 yıldan fazla zamandır yaşayan balinadır. Ağaçlarda bir ömür 3-4 bin yılı geçebiliyor. Dünyanın ömrü ne kadar bilinmez ama yaşı yaklaşık 4 milyar. Aynı şekilde evreninde bir başlangıcı olduğu gibi bir sonu da var ve şu anda 13,8 milyar yaşında. İnsan ömrü için ortalama 70 yıl diyebiliriz. Ancak zaman denen şey farklı algılanınca kısalıp uzayabiliyor.

Meleklerin Ömrü

Her başlangıcı olanın bir sonu vardır. Kur’an’daki birçok ayetten anlaşılıyorki meleklerin de bir ömrü var. Allah’tan başka her şey fani ve her can ölümü tadacak. Fakat melekler yeryüzünde yaşamıyorlar. Yani zaman denen şey onlar için çok farklı olmalı. 24 saatlik bir gün 12 aylık bir yıl onlara bir anlam ifade etmese gerek. Mearic süresinde Meleklerin 50 bin yıl süren “BİR” gününden bahsedilir. Bu 97 yıl süren insan ömrünün aslında 3 dakika sürdüğü anlamına geliyor. Kıyamete kadar dediğimiz zaman dilimi belki de bizim ömrümüze denk bir süredir. Bu arada Einstein‘ın ünlü izafiyet teorisini Kur’an da bir çok ayette bulabildiğimizi belirtmeliyim.
Bizim bedenimizde olan mikro seviyedeki işler için saniyeler çok uzun kalıyor bu nedenle bir saniyenin binde biri olan milisaniye hatta bir milisaniyenin binde biri olan mikro saniyeler kullanılıyor. Buna bazı örnekler vereceğim ama öncelikle şuna dikkat çekmek istiyorum: kendi bedenimizde saniyenin milyonda biri olan ölçekte bir şeyler oluyor. Bu olanlar bize ne kadar farklı geliyorsa sanırım meleklere de biz o kadar farklıyız. Bizim ancak teknolojik aletler kullanarak ölçebildiğimiz mikro alem gibi Meleklerde bizi hayretle izliyor olabilirler. Bir kaç dakika süren ömrümüzle neler yapıyoruz…

Bedenimizde Olanlar

Bioritmik saatimiz sayesinde ömür denen zamanda bedenimizde olması gerekenler genlerimizdeki kodlar sayesinde sırasıyla gerçekleşiyor. Saçlar beyazlıyor ve dökülüyor, deri kırışıyor, kemikler eriyor ve sonunda ölüyoruz. 85 yaş üstü ölümleri araştıran Robert Kohn 200 otopsi yapıyor ve 60 kişinin ölmesi için hiçbir sebep bulamıyor. Bu durum için “Genetik sınıra” ulaştılar diyor. Bu konuda yapılan başka çalışmalarda bu fikri haklı çıkartıyor. Hücrelerin ömrü bittiği için yaşlanıyor ve ölüyoruz

Başkan Vuruldu

Hastaneye gelen Amerikan başkanı Ronald Reagan baygındır. Bir suikast neticesinde vurularak yaralanmıştır. Şimdi başa sarıp bedenlerimiz nasıl çalışıyor bir bakalım. Başkan 8 metre uzaklıktan vuruldu. Merminin vücuda saplanması 30 milisaniye sürdü. Tahrip olan yerdeki hücreler enzimlerini boşaltılar beyne yaranın çapı ve yerini bradikinin molekülleri ile sinyal olarak ilettiler. Tamir başladı ve 50 milisaniye geçti. Reagan henüz vurulduğunun farkında değil. Beyin bölgeye giden kanı azalttı hızla pıhtılaşma başlatıldı. Ağrı olarak verilen sinyal sayesinde bölge tanımlanmış ve enfeksiyon riskine karşı alyuvarlardan oluşan ordular bölgeye gönderilmiştir. Yaranın çapına ve kişinin direncine göre vücudun bu savunması saniyenin binde biri ile ölçülebilen bir hızla hayatımızı kurtaran ilk müdahaleyi yapar. Ama vücudumuzda bundan çok daha hızlı işler olur. Saniyede 500 çeşit sinyal üreten hücreler vardır. Kolinestaz enzimi tüm bu sinyal trafiğindeki boşluklarda asetilkolin moleküllerini temizlemeli. O kadar hızlı olmalı ki bu trafik aksamadan devam etsin. 40 mikro saniyede bir temizler. Burnumuza bir toz kadar minik bir yabancı madde kaçtığında tepki vermemiz 30-40 milisaniyedir. Hemen mukus devreye girer ve ses hızına yakın bir hızla hapşırırız. Polimeraz enzimi 172 ciltlik bir kitaba denk DNA zincirinden 10 tanesini kontrol etmesi 1 saniye sürer. Ve 10 milyarda bir hata payıyla.
Tüm bu kompleks yapılanma bir zeka ürünüdür. Tesadüfen bir kitap yazılamaz. Tesadüfen bir F16 olamaz, tesadüfen bir nükleer santral kurulamaz, tesadüfen bir hücre oluşamaz. İnsanın kendi zekâsını aşağılamasıdır.
Bunların tesadüfen olduğuna inanmak insanın kendi zekâsını aşağılamasıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

Limon Tuzu Masum mu?

“Birçok ülkede kullanımı yasaklandı” İsmi sizi yanıltmasın o ne limondur ne de tuz. O Sitrik asit ve asedik asittir. Kodu E 330 olarak geçer. Ülkemizdeki yemek borusu tahriş ve hasarlarının başlıca sebebidir. Doğada da Bulunuyor Vitaminler ve hormonlar gibi sitrik asitte doğal olanı faydalı olsa da yapay olanı oldukça zararlı. […]