KEŞKE

KEŞKE BİLSEYDİK…

“Abdullah Miraç ile alay eden rahibe dedi ki:

– İncil’de Rab katında bir gün bin yıl gibidir, bin yıl bir gün gibidir yazmıyor mu?

-Yazıyor.

-Rab için zor bir şey yoktur yazmıyor mu?

-Evet, yazıyor.

-O halde niçin Miraca şaşırıyorsun?

-Sen kimsin?”

Bilmeyi mi istiyoruz onaylanmayı mı?

Sosyal medyada Kuran mucizeleri hakkında yaptığım paylaşımlara itiraz etmeye çalışan bir arkadaş bana çok önemsediğim bir şey öğretti. Kuran’da yanlış bilgiler olduğunu iddia ediyor ve örnek olarak Tarık Suresinin 6 -7. Ayetlerini paylaşıyordu. Ayet mealen şöyle; “6, 7. O, bel ile göğüs nahiyesinden çıkan, atılan bir sudan yaratıldı.” Ayette meniden bahsediliyor ama bel ile göğüs kısmından gelen bir su olduğu anlatılıyor. Oysa meninin testislerde üretildiği tarih öncesi çağlardan beri bilinen bir şeydir. Kendisine şu cevabı vermiştim. “Böyle bir yanlışı kimse yapamaz, bu araştırılması gereken bir şey.” Bilmemek ayıp değil ama bir iddiada bulunacaksak iyice bir araştırmalı değil mi? Uzay hakkında bir sürü doğru bilgi veren bir kitap böyle basit bir konuda çok bilinen bir şeyi niçin farklı anlatıyor diye bir düşünmek lazım değil mi? Sonuçta araştırınca öğrendim ki yine bir Kuran mucizesi ile karşı karşıyayız. Bugünkü teknolojik gelişmeler gösterdi ki meni bir karışımdır. Çeşitli enzimlerden oluşur. Sperm hücrelerinin yaşayabilmesi için c vitamini, kalsiyum, protein, sodyum, çinko, sitrik asit, früktoz şekeri içerir. Testislerde üretilen sperm vücudun farklı yerlerinden gelen bu enzimlerle karışır. Meninin sadece %10 ‘unu sperm hücreleri oluşturur. Şüphesiz biz insanı, karışım hâlindeki az bir sudan (meniden) yarattık ve onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple onu işitir ve görür kıldık (İnsan Suresi 2). Konunun çok farklı yönleri olsa da ve başka mucize ayetler içerse de mevzuumuz başka olduğu için kısa kesip başka bir yazıya havale ediyorum. Herhangi bir konuda tartışırken tek hedef vardır (genelde) karşı tarafı mat etmek. Amaç bilgi alışverişi olmadığı için taraflar asla birbirlerini dinlemezler. Dinlemiş gibi yapsalar da sıradaki atağını hazırlamakla meşgul olurlar. Bir yere varmayan kısır döngüler içine girmemeye özen göstersem de kaçmak pek mümkün olamıyor. Bu arkadaşa vesile olduğu bu değerli bilgi için Allah’tan hidayet diliyorum.

Andreas Türkiye’de

Amerika’da yetişen en iyi teologlardan biri olan Andreas misyonerlik yapmak için Türkiye’ye gönderilmiş. ABD Başkanının danışmanı Condoleezza Rice, ünlü rock sanatçısı Tina Turner ve tüm zamanların en iyi filmlerinden biri olan Braveheart’ın yönetmeni ve başroldeki oyuncusu Mel Gibson (Müslüman olmadan önce) gibi ünlüler bu bilgili ve ateşli konuşmacı rahibi evlerine, toplantılarına davet etmişler. Amerika’da eğitimini tamamladıktan sonra eyalet eyalet gezmiş. Yunanistan dağlarında manastırlarda keşiş olarak yaşamış ve Vatikan’da da eğitim almış olan Andreas Türkçe dâhil 6 dil biliyor. Bir o kadarını daha İncil’in tercümesi için öğrenmiş.

Kilise evler

Yeni Kilise açmak yasak olduğu için Konya’da yüzlerce Kilise – ev açılmış. Andreas müthiş zekâsı ve bilgisiyle kendi dinine hizmet ederken kendi ana dilinin aksanının bozulduğunu fark etmiş. Oysa İlkokuldan sonra ayrıldığı bu yer onun da anavatanı idi. Sevgisini gösteremeyen ebeveynleri, eli sopalı Kuran hocası ve zekâsını anlayamayan öğretmenleri ile her zaman güler yüzlü ve iyimser olan rahipler ve rahibeler onun kolayca Hıristiyan olmasını sağlamış. Andreas aldığı güçlü eğitimine, keskin zekâsına etkili hatipliğine rağmen ona papazların anlattığı Müslümanları karşısında göremeyince afallar. Abonelerine gazete dağıtan bir İslami gazetenin bölge müdürünü azarlayacak kadar da cüretkârdır. Ama Müdürün “otur mübarek bir çay içelim” demesi onun bütün gardını düşürmüş.

Tek Soru

Artık bölge müdürü Yusuf’la dost olan Andreas sık sık ziyaretine gider. Bu dostluğun hatırına Yusuf tüm nezaketiyle Andreas’a bir soru sorar; Şu anki İncillerde bizim peygamberimizden 114 yerde bahsedilmekteymiş bunu biliyor musun?

  • Yusuf, ben antik Yunanca İncilleri okudum, ben sıradan birisi değilim. Yok, öyle bir şey!
  • Bediüzzaman Said Nursi risalesinde İncil’deki bazı ayetleri yazmış.
  • Oku.
  • “Mesih: Ben, benim ve sizin Rabbinize gidiyorum. Ta ki size tevil getirecek olan Ahmed’i göndersin.”
  • Evet, bu ayet İncil’de var fakat “Ahmed” değil Faraklit olacak.
  • Ben bilmem sen bunu araştır.
  • Tamam.
  • Söz mü?
  • Söz!

Andreas’ın bu araştırması tam iki yıl sürer. Araştırdığı şey tek bir kelimedir aslında. Faraklit ne demektir? Kelimenin köklerini araştırır hocalarına mektuplar yazar. Bulduğu cevap onun 17 yıllık eğitimini yıkar. Faraklit övülmüş demektir ki bu Arapçadaki Ahmed ismi ile aynı anlama gelir. Zaten Muhammed isminin anlamı da tekrar tekrar övülmüş kişidir. İki yılın sonunda Andreas başta bahsettiğim kişi olan Abdullah olur (yeniden).

Kıssadan hisse

  1. Ne kadar iyi eğitim alırsak alalım öğrenmenin sonu yok.
  2. Makam, para, şöhret vs. için hakikatleri örtmemek lazım.
  3. Haklı olduğumuza inansak da karşı fikirlere açık olmalı.
  4. Basit ya da küçük bir şey bile çok önemli olabilir.
  5. Hristiyan ya da Yahudi diyerek düşmanca davranmamak lazım. (Kuran’daki “dost edinmeyin “ayetini yanlış anlamamak lazım)
  6. Birinde kibir olsaydı her iki tarafı da kaybettirirdi.
  7. Yusuf beyin mülayim tavrı ayrıca takdire şayan.

Bilgi Bilgidir

Abdullah Bey şimdilerde ilmiyle İslam’a hizmet ediyor. Barnabas İncil’ini Türkçeye çevirdi. Bir İncil’in çevirisini en iyi yapacak kişilerden birisi Abdullah beydir herhalde. Müslüman olduktan sonra çok zor günler geçirmiş. Önce ölümle tehditler gelmiş sonra evleri ve arabası elinden alındığı gibi karısı da onu terk etmiş. Son çare olarak gittiği Annesi de papaz oldu diye eve almayınca üç yılını parklarda yatarak geçirmiş. Hayat imtihanının en zor soruları arka arkaya gelirken o sabırla beklemiş. İzini bulan bir gazeteciye röportaj için sunduğu şart beni derinden etkiledi. “Eğer benim Filistin’e gitmeme yardım ederseniz olur…orada şehit olmak istiyorum”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir