HERŞEYİN TEORİSİ

Baş döndüren buluşlar

Dünün ünlü televizyon markaları birer birer yok oldular.

Dünün ünlü televizyon markaları birer birer yok oldular. Çok daha kısa sürede ortaya çıkıp kaybolan büyük cep telefonu markalarını bir hatırlayın. Dev sinema yapımcıları şu an bitmek ya da devam etmek sınırına geldiler. Eğer değişime ayak uyduramazlarsa yok olurlar. Bazı firmaların yaptığı gibi filmlerini internet üzerinden pazarlayabilirlerse devam ederler. Televizyon kanalları da sona geldiler ya internette devam ederler ya da tarih olurlar. Herkes hesabını internete göre yapmaya başladığı bu günlerde internet sosyal medyaya dönüştü. Şimdi artık ayna dünya teknolojisi için hazırlık yapılıyor ki bu pek çok insanı gerçek dünyadan kopartacak. Artık teknoloji ürünlerini satmak bile çok riskli hale gelmiştir. Hele Türkiye’de çok daha risklidir. Yeni keşifler, yeni icatlar artık o kadar hızlandı ki siz eskisini satamadan yeni bir şeyler çıkıyor. Dolayısıyla eski teknolojilerin fiyatları düşüveriyor. Dolar artışını da hesaba katarsanız eski ürünleri kar ederek hatta zarar etmeden satmanız çok zor olur. Bundan 15 yıl önce çokça satılan translater, vcd, dvd player, mp3 çalar, fotoğraf makinesi, video kamera ve game boy gibi ürünleri artık soran yok. Televizyon, Bilgisayar ve dizüstü satışları bile düştü. Hepsinin yerine cep telefonu kullanılıyor. İnternete girenlerin %95’i cep telefonu ile bağlanıyor. Birçok iş dalı yakın zamanda tarihe karışacak. Şoförler, kaptanlar, pilotlar, muhasebeciler, postacılar, garsonlar ve noterler tarih olmaya en yakın meslek grupları. Ardından doktorlar, hizmetçiler, işçiler, diyetisyenler ve çiftçiler yerlerini yapay zekâlı robotlara teslim edecekler. Kendimizi işimizi çocuklarımızı geleceğe hazırlamalıyız. Bunun içinde gidişatı iyi okumalıyız.

Bazen o kadar acayip buluşlar yapılıyor ki idrak edebilmemiz intibak edebilmemiz çok zor olabilir. İsveç’te elektrikli aracınızı şarj eden yollar. Çin’de (firma Alman) yere temas etmeyen aracın test sürüşleri. Amerika’da kargo teslimatı için hazırlanan robot köpekler, dağ köylerine dronlarla yapılan ilaç teslimatları, büyük araba markalarının insansız araçları artık her an karşımıza çıkabilecek gelişmeler. Adım adım gelişiyorlar ama ben bunları çokta önemsemiyorum. Bunlar yakında görebileceğimiz gelişmeler. Bir de göremediğimiz açıklamaya çalışan bilim insanlarının bile olanları açıklayamadığı şeyler var. Kuantum fiziği denen atom altı dünyası ürpertici derecede acayip. Albert Einstein kuantum için ; “Eğer açıklamalarımı anlayabildiyseniz anlatamamışım demektir” demiş. Mesela normalde su dalgası gibi hareket eden ışık gözlemlendiğinde niçin parçacık gibi davranıyor? (Yere düşen bardak kırılır. Ama kameraya çekerseniz kırılmaz gibi) Deney ya da yapılan bir keşif normal gidişatı nasıl değiştirebiliyor? (Normalde pis suyu içince ölmeyen insanlar su araştırılınca ölmeye başlar gibi) Aynı atomun elektronları arasında bir bağ vardır. Ve bu bağ nasıl oluyor da mesafe ne kadar uzak olursa olsun kopmuyor? Nasıl oluyor da dünyanın öbür ucunda da olsa bir elektrona etki ettiğinizde diğer elektron anında tepki verebiliyor? Her şeyi oluşturan atomların içinde titreşip duran sicimler nedeniyle her şey sesten oluşuyor demek mümkün mü? Normalde zaman tek yönlü ilerlese de kuantum dünyasında böyle değil. Zaman geri ya da ileri doğru hareket edebilir. Geleceği değiştiren bir şey yaparsanız geçmişi de değiştirirsiniz. Çünkü zaman simetriktir. Kuantum fiziğinin bu olağanüstü halleri açıklanamasa da kullanılmaya başladı.

Kuantum cihazları

Kuantum bilgisayarları yapıldı satılıyor. Bu eve alıp kullanacağınız türden bir bilgisayar değil. Daha hızlı oyun oynayıp daha yüksek kalite görüntü vaat etmiyor. Ama ortalama bir bilgisayarın 3 ay da işleyebileceği verileri 1,5 saniyede işleyebilir. Yani bir şirkete ya da siteye alınan tek kuantum bilgisayarı veri işlemede yüzlerce bilgisayarın yerine geçebilir. Sicim teorisine göre çalışan bir cihaz ise tüm dünyada yaygın olarak kullanılmaya başlandı bile. Bu cihaza sahip doktor dostumu ziyarete gidip işin aslını öğrenmek istedim.

Önce Biorezonans

Koku denen şey kilidi açan anahtar gibi moleküllerin burundaki reseptörlere uyumuyla açıklanır. Fakat değiştirilen atomlardan oluşturulan aynı moleküller olayın bu kadar basit olmadığını gösterdi. Fark her molekülün kendine has titreşimi olmasıydı. Bu titreşimlerin değişmesi kokuları da değiştiriyordu. Yani elma ile armudun arasındaki tek fark atomların titreşimleridir. Koku denen şey farklı frekanslardan oluşan bir sestir. Ve burnumuz ise kulağımızdan çok daha hassas bir ses algılayıcısıdır. Aynen koku da olduğu gibi var olan her madde kendine has titreşen sicimlerden oluşuyor. Bedenimizdeki her organ da biorezonans denen kendine özgü bir titreşime sahiptir. Bu titreşimdeki ritim bozulduğu zaman o organa hasta diyoruz.

Dr. Mustafa beyin ofisinde

Sevgili Mustafa Alp Akoğlan’dan merakımı celbeden bu kuantum mekaniği ile çalışan cihazı açıklamasını istedim. Kendisi önemli bir hastanede başhekimlik yapmış mantıklı bir insan. Şimdi SCIO denen bu cihazla Manavkuyu’da sağlık danışmanlığı yapıyor. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki bu cihazın oluşmasının temelleri 1900’lü yılların başlarında atılmıştır.

  1. Evrensel mikroskobu icat ederek ilk virüs gören bilim insanı olan Royal Raymond Rife moleküllerin kendine has frekansları olduğunu keşfetmiştir.
  2. Dr. Reinhold Voll iç organların iletkenliklerini araştırmış. Derimizin iletken olmasa da bazı noktalarının iletken olduklarını keşfetmiş. İşin ilginç yanı bu noktaların akupunktur noktaları ile aynı olmasıdır.
  3. Dr. Geerd Hamer ise bugün kullanılan pek çok tıbbi aletin mucididir. 1980’li yıllarda tomografide beynin bir kısmında boşluk olmasından yola çıkarak oğlunun ölümünün izi olduğunu keşfetmiştir. Bu yüzden de testis kanseri olmuştur. Bu konuda yoğunlaşan Dr. Hamer Şokların ve travmaların hastalık nedeni olduğunu keşfetmiştir.
  4. Dr. Hulda Clark maddelerin rezonanslarını ölçen senkrometre isimli bir cihazı geliştirdi. Bu cihaz sayesinde parazitler ve toksik maddeler tespit edilebiliyordu. Daha sonra geliştirdiği bir cihazla patojenleri yok ettiğini belirtti.
  5. Prof. Dr William Nelson doğunun bilgeliği ve batının teknolojisi ile insan medeniyetinin geliştirdiği (şu an için) en muhteşem cihazı tasarlamıştır. Bu cihaz (SCIO) basit ama hayati öneme sahiptir. İyi düşünülmüş bir yazılımla da desteklenmiş. Özel hayatında dengesiz biri olan profesörün bu buluşu önyargı ile karşılansa da cihazın başardıkları somut olarak görüldükçe önyargılar yıkılmaya başlamış.

Kendi hikâyemi anlatmadan önce Mustafa Beyin cihazla tanışmasına değinmek istiyorum. Kendisinde akut ülseratif kolit var ve bu hastalığın tedavisi yok. SCIO’nun akut hastalıkları da olumlu etkilediğini duyunca denemek istemiş. Hastalığından ilaçsız sadece biorezonans ile tamamen kurtulunca cihaza güveni artmış.

Cihaz, bağlanan elektrotlarla bedeni tamamen tarıyor ve her maddenin özel olan normal titreşimleri ile bedenden gelen verileri kıyaslayarak bir sonuç çıkartabiliyor. Eksik olan maddeler ile bulunan virüsler, parazitler, sorunlu organlar, hayatımız boyunca geçirdiğimiz travmalar ekrana geliyor. Bu verileri bir doktorun değerlendirmesi de çok önemli tabii.

Anne karnında travma

Ben çok sayıda arkadaşımı ailemi ve yakınlarımı bu cihazla tanıştırdım. Önyargılı birkaçı hariç (onlarda travmaları doğruladılar) hepsi Mustafa bey in tavsiyelerine riayet ederek memnun kaldılar. Ama en ilgincini eşim ve kayınvalidem ile yaşadık. SCIO’ya bağlı olan eşime bakan Mustafa bey’in verileri yorumlamasını dinlerken eşimin anne karnında 7 aylıkken travma geçirdiğini öğrenince şok olduk. Kayınvalidem heyecanla o günü anlatmaya başlayınca ikinci bir şok daha yaşadık. Yakın akrabaları fenalaşıp hastaneye kaldırılır. O gün hamile haliyle çok sıkıntı yaşayan kayınvalidem çok net bir şekilde hatırladığı bu olayın heyecanını hala yaşıyordu. Buna modern büyücülük diyenler olsa da bu tamamen bilimsel bir cihaz olup işin içinde kuantum mekaniği olduğunu tekrar hatırlatırım.

Dev konçerto

Bilim insanları evrenin dev bir konçerto ya da müzikal olduğunu belirtiyorlar. Gezegenler birer enstrüman, elementler ise birer notadır. Onları oluşturan seslerin kaynağı her şeyi oluşturan iplikçikler. Bu iplikçikler iki boyutlu ve hepsi aynı. Sadece titreşimleri farklı. Evrendeki bunca farklı şeyin sebebi de budur. Ünlü fizikçi Stephan Hawking bu yüzden bu teorisine “her şeyin teorisi” ismini vermiştir. Bu arada “Her Şeyin Teorisi” isimli biyografisini konu alan filmini de tavsiye ederim.

Her şey bir sesle başladı

Bu arada yanlış anlaşılmamak için bir açıklama yaparak devam etmek istiyorum. Seçtiğim konularla ilgili Kuran ayetlerini paylaşmamın birilerini Müslüman yapmak gibi bir kaygıdan olmadığını belirtmeliyim. Ben bir Müslüman’ım ve elbette herkesin Müslüman olmasını isterim. Ama burada paylaştığım birkaç ayetle bunun olamayacağını da biliyorum. Amacım İslam’ın teknoloji ile barışık olduğunun bilinmesi. Sadece bilgi paylaşımı olarak görmenizi rica ediyorum. Bu bilgiler belki inanç pillerini şarj edebilir. Pil takmaya çalışmak değildir.

Konumuza tekrar dönüp bitirelim. Her şey atomlardan oluşur. Atomları oluşturan parçacıklar da keşfedildiyse de yapılan hesaplamalar başka şeylerin de olduğunu ortaya çıkardı. Bilim insanlarının ortaya çıkardıkları sicim teorisi bugüne kadar ki testlerden başarıyla geçti. 10 üzeri -19 m küçüklüğünde yani bir sicim 1 metre olsa atom güneş sistemi kadar büyük olur. Eğer sicim teorisi doğru ise hesaplamalar evrenin 10+1 boyutlu olduğunu gösteriyor. Oysa biz 3+1 (zaman) boyutlu bir evrende yaşıyoruz. Diğer boyutların varlığı yakın bir zamanda Büyük Hadron Çarpıştıcısı tarafından bulunabilir. Her şeyin teorisinin doğru bilimsel bir buluş olma ihtimali çok yüksek. Yapılan her keşif bunu destekliyor. Diğer boyutların varlığı ispat edilirse artık bir teori olmaktan çıkacaktır. Kesin olan bir şey var ki atom altı parçacıklardan dev gök cisimlerine kadar her şey titreşiyor ya da dönüyor ve bir yerlere gidiyor. Her şey aslında bir çeşit sesten oluşuyor.

Zaten her şey bir sesle başladı;

O, göklerin ve yerin eşsiz-örneksiz yaratıcısıdır; bir şeyin olmasını dilediğinde ona “ol!” der, hemen oluverir. (Bakara Suresi 117)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir